Kalabalıkta Yalnız Düşünmek
· 1 dk okuma
Bir toplantıda, bir sınıfta ya da bir aile sofrasında herkesin aynı fikre baş salladığı o anı bilirsiniz. Sizin aklınızda ise küçük bir itiraz kıpırdar. Söylesem mi, söylemesem mi? Çoğu zaman söylemeyiz. Uyumu bozmak istemeyiz, yanlış anlaşılmaktan çekiniriz, belki de gerçekten yanıldığımızı düşünürüz.
Oysa farklı düşünmek, karşı çıkmak için karşı çıkmak demek değildir. Yalnızca soruyu bir kez daha sormaktır: Gerçekten öyle mi? Başka türlü olabilir mi? Bu sorular kalabalığı rahatsız eder, çünkü kalabalık kesinlikten hoşlanır. Ama insanlığın ileri attığı her adım, birinin o rahatsız edici soruyu sormaya cesaret etmesiyle başlamıştır.
Norm, çoğunluğun yürüdüğü yoldur; ama yol, onu ilk kez yürüyen birinin ayak izleriyle açılmıştır.
Farklı düşünmenin bir bedeli vardır elbette. Yalnız kalabilirsiniz, tuhaf bulunabilirsiniz. Ama bunun karşılığında bir şey kazanırsınız: Kendi aklınızla düşündüğünüzü bilmenin huzuru. Ve bazen, çok bazen, o küçük itirazınızın aslında başkalarının da içinden geçtiğini öğrenirsiniz. Yalnızca kimse ilk söyleyen olmak istememiştir.
Bu yüzden diyorum ki, bir dahaki sefere içinizde o küçük ses kıpırdadığında onu susturmayın. Kibarca, sakince, ama açıkça söyleyin. Düşüncenin farkı, ancak dile geldiğinde bir anlam kazanır.
